Hayalleri ortaktı. Çünkü onları birbirlerinden çalmışlardı. Bir sonraki hayal için yarışmak bir şeyi değiştirmiyordu. Nasılsa onu da çalacaklardı. Sonrakini de ve daha sonrakini de… Tek yapmaları gereken mükemmel ütopyalarında yüzerken karşılaşmamaktı. Asla! Bu yapabilecekleri en büyük hata olurdu.
Ve gün içindeki dördüncü hastası yaşanmışlığını ortaya koymak istercesine kaşlarını kaldırıp anlatmaya başladı.
“Her şey yazmayı bırakmamla başladı doktor bey! Evet. Anlayacağınız gibi ben bir yazarım. Geniş zaman kipiyle “yaz-ar”. Yazmak için duygulara ihtiyacım olduğunu öğrendiğimde, onları geri kazanmak biraz zor oldu diyebilirim. Rahmimden çıkan her duygunun verdiği acı doğum sancısından beteri. En iyisi baştan almak.
İki yıl kadar önceydi. Bir kitap üzerinde çalışıyordum. Henüz yazmak için duygulara ihtiyacım olduğunu fark etmemiştim. Kitabın sonu sanki yazılmamak için ısrar ediyordu. Hiçbir zaman önce sonunu düşünerek yazmaya başlamadım doktor bey. Bazı şeyler kendiliğinden olur. Yani hep olurdu. Bu sefer olmadı. Tıkanmıştım. Öyle tıkanmıştım ki neden yazdığımı bile unutmuştum. Neden yoktu. Aslında hayatımdaki hiçbir şeyin hiçbir zaman bir nedeni olmadı. Bir hayatımın olması da buna dahil. Kitabı biraz dinlenmeye bırakıp eksik olanı masa başı yerine sokakta aramaya karar verdim.
Onun evine doğru yürürken gözlerimi kırpmadan yola bakıyordum. Gözlerimi kırpmıyordum çünkü hayal kurarken gözleriniz görme işlevi göstermez. Bu göz kapaklarınıza ihtiyacınız olmadığı anlamına gelir. Sabit bir noktaya bakarken kafamdan ivmesi her adımımda artan düşünceler geçiyordu. Neyin eksik olduğunu, daha doğrusu neyin eksilmeye başladığını fark etmiştim. Beyaz deri koltuklarınızı seviştiğiniz adamdan daha çok düşünmeye başladıysanız hayatınızda bir sorun var demektir.
...Devam edecek (bu sefer harbiden edecek)
0 bla bla..:
Yorum Gönder